|
mehmet İNCEwrote:
izin verir misin hayat??
Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Acıyan yerlerimle kelimelere sığınma vakti şimdi, Uzak şehirler arıyorum yüreğimin yabancı olduğu. Keşfetmediğim, görmediğim, bilmediğim bir yer olmalı... Hatırlatmamalı seni bana... Demek ki deniz olmamalı.... Vedalaşmamalıyız seninle, Sana bu iyiliği yapmamalıyım! İlk kez nefretin eşiğindeyim, ama... Senden vazgeçemem... Bilir herkes... Acıyan yerlerimle düşlere sığınma vakti şimdi, ne olur yakmayın ışıkları, ben herşeyi çizerim düşlerimle... Neden yine yabancılaştım? Bu senin suçun... Herkes kendi ipini çeker, Herkes kendi Ama... Sen ben yok aramızda... Bilir herkes... Senden ricalarımı anlatmam zor sana... Ne olur çok görme bana hayatı. Ne olur dokunma... Acıtma... Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari ağlatma... Kısa bir mola vermek istiyorum, izin verir misin hayat... Gerçekler sancı yapıyor, az bir düş alıp döneceğim!
June 21
|
|
|
hak yolcusuwrote:
____________●●
______●●____$●$● ______$●$●__●$●$ ________●$●$__●●__●$ ____________$$__●$●$ __________█___█ ________███__██ ______█████__███ ______██████__███ ______███████_███ ________█████████ __________███████_____▓ __________██████______▓ ▓___________██_______▓▓ ▓▓__________█_______▓▓ ▓▓▓________█______▓▓ __▓▓▓_____█______▓▓ __▓▓▓____█______▓▓ ____▓▓__█_____▓▓ _____▓▓_____▓▓ ______█▓▓▓▓▓ _____█_______██ ____█_________██ ___█________█████_█ __█_____█__██████__▓▓ __█____██__███__▒█____▓ _█____██████__▒████___▓ _█_____█████__▒██████__▓ _█___███████__▒███████▒ _█___████__██__▒██████▒_█ _█▓____████__██__▒██▒_██ _█__▓__█████████_____████ __█_▓__████████████████ ___█__█▓_██████__██████ ____█__█▓___███__█████ ____█__▓▓▓________██████ ____█___▓▓ ____█___▓▓▓ ____▓____▓▓▓ ____▓▓____▓▓▓ ___▓▓▓____▓▓_▓▓ ___▓__▓___▓▓___▓▓ __▓___▓____▓▓___▓▓ __▓____█____▓____▓ _▓____██_____▓____▓ _____████_____▓____▓ _____████____▓ ____█████__▓ ____█████_▓ ____█_███ _____█_██ ______█_█ _______$_$● _____$●_$_$ ____●$_$● _____●_$_● _______●
Apr. 27
|
|
|
єѕιℓα єѕιℓαwrote:
Yine yazılar yazmak düştü bana anne. Sana çok uzaklardan sesleniyorum. Ta yüreğimin coğrafyalarından… Hani insan nerede yaşıyorsa, oradadır ya… İnan ben buralarda değilim anne… Her gece kâbuslara gebe uykularım. Her gece ağıtlara… Karanlık çöküverince odama, hüzün misafirim oluyor. Ve gözyaşları düşüyor payıma… Bir tek dua için açılıyor ellerim, gecenin o en kuytu anlarında… Bir tek şey istiyorum Rabbimden. Bir tek onun için ağlıyorum. Saklıyorum gözyaşlarımı herkeslerden. Avuçlarımın içine akıtıyorum ve gecenin sessizliğine… Ah! Anne… Upuzun yollara vurmamak için kendimi zor tutuyorum. Zor tutuyorum yüreğimi, hasretten durmasın… Ay’a bakıyorum umutla, ışıtsın ruhumdaki yolları. Ama ne ay yetiyor karanlıklarıma, ne de yıldızlar umut veriyor. Şehadetsiz geçen anlar, ancak ruhuma azab oluyor. Birden Hattab’lar geliveriyor gözlerimin önüne. Sonra düşüşleri, toprağın kan kokan bağrına… Beynimde yankılanıyor hüzünlü sesleri, duaları duam oluyor. Ah, anne!... Yok muydu onların da bir anneleri? Yok muydu onları ta yürekten, annece sevenleri? Gözyaşları akıtmadılar mı sanki arkalarından? Ya da gitmelerine engel olmadılar mı? Sevdalara kilit vurulmazdı ama değil mi? Ve yüreklere karşı konulamaz. İnan bana, asıl burada öleceğim her gün… Yüzüm, kefen gibi bembeyaz kesilecek… Her gün ölümün o soğuk soluklarını işiteceğim ensemde. Ve ben, buralarda kalırsam öleceğim anne… Yaşamak için istiyorum şehadeti, hiç ölmemek için… O zaman kâbuslar görmeyeceğim anne… Ve hıçkırıklar biriktirmeyeceğim. Yüreğim ağrımayacak, bir hançer gibi saplanmayacak acı yüreğime. Zaman kayıvermeyecek elimden. Kuşlar çaresizliğime ağlamayacak. Bulutlar, sevinçten akıtacak gözyaşlarını… İnan güneşim o zaman doğacak… Hep baharlarda kalacağım anne. Yüreğim kışı yaşamayacak. Hani, üşürdüm ya soba başlarında… Alev alev yanan sobaya inat, titrerdi ya içim. O’na kavuştuğum zaman, soğuğun en acımasız anlarında bile üşümeyeceğim… Isıtacak yüreğimi ŞEHADET ve güldürecek yüzümü… Şimdi dualar et bana anne… Kabul olur, annelerin yavrularına ettiği dualar. Ağlamadan iste, Rabbimden şehadetimi… Gözyaşları dökme sakın. Hüzün olmasın yüreğinde anne. Sevin yavrunun sevincine… Ah, anne… Dualar et bana, içten-yürekten… Sen uğurla beni, yüreğimin yaşadığı mekânlara. Sen hazırla çantamı ve sen bağla belime bombayı… Yavaşça koy ellerime dualarını. Bir annenin dualarıyla yalvarayım Rabbime. Umut doğsun içime… Ah, anne!... Ta ciğerinden söküp beni, teslim et ŞEHADET’e… Teslim et, ölümün gül yüzüne… Ölümsüzlüğe…
Apr. 18
|
|
|
Rana nurwrote:
Ya Rab!..
Kapına geldim, ölümle geldim… Eli boş, kalbi kara, yüzü kara geldim. * * * Dünya avuttu beni, oyaladı, eğlendirdi. Türlü ziynetiyle kendine çekti. Ben de daldım ona, unuttum seni, unuttum kendimi, unuttum öleceğimi… Ama bak şimdi ölüm geldi, buldu beni… * * * Kimse etmedi bana, kendimin ettiğini… Ben kimseyi değil, ancak kendimi kandırdım. Şeytana uydum, nefsime kandım. “Ebedî yaşayacaksın!..” diye kendimi inandırdım. Yarına dâir ne planlar yaptım, ne hülyalara daldım. Ancak bir akşam, güneş kızıl eteklerini daha toplamamıştı ki, çalındı kapım… * * * Oysa daha yapacak ne çok işim vardı, tadacak ne kadar lezzet, gezecek ne çok yer, toplayacak ne kadar güzellik vardı. Elimde neler vardı, neler… Ama hiçbiri yetmezdi. Gözüm hep başkalarınınkine kayar dururdu. Lâkin gözüm şimdi kendi yaptıklarına sâbitlendi. * * * Meğer ne kadar az iyilik yapmışım, ne kadar da az başkalarını düşünmüşüm. Hayatımı ne kadar da gafletle geçirmişim. Gençliğimi, zindeliğimi, gücümü, kuvvetimi, aklımı, zekâmı ne kadar da boş yere heder etmişim. Artık nâfile… Geçen geçiyor, giden dönmüyor. * * * Pişman olasım geliyor, ama artık o da nâfile… Ölüm geldi, hayat bitti. Son perde indi ve gerçek hayat başladı. Benim yazdığım, kurgusunu yaptığım, sahneye koyduğum ve şimdi izleyeceğim hayat!.. “Keşke”si olmayan, gizlisi olmayan, dönüşü olmayan, müsveddesi olmayan hayat!.. * * * Kapına geldim, ölümle geldim… Öldüm de geldim. Eli boş, kalbi kara, yüzü kara geldim. Afvına geldim, lütfuna geldim, sana geldim; Yâ Rab!..
Apr. 18
|
|
|
єѕιℓα єѕιℓαwrote:
DOST DEDİĞİN dost uzakta gurbet ellerinde dost mızrabı gönül tellerinde dost sevgide paylaşımda dost ekmeğimde zehirde olsa aşım da dost yaşanılan anların hazzı dost katlanılan çilenin avazı dost en uzun soluk yaşam nefesi dost en uzun çığlık mutluluk sesi dost rafine rafine ilmik ilmik dost sevdada yumak sevgide ilmik dost yokluğunda sızlar yare dost yoksuluğunda yürek pare pare dost veyselde kara toprak dost pirsulatanabdal'ın gülünde yaprak dost mevalana'da gönül aynası dost yunus'da açan vuslat sayfası dost idealim yıldız yıldız dost eksikliği kaygılarımız dost eksiği acım dost varlığı ilacım öyle dost öylesine dost dostsuz bir insan yeşili olmayan kuru bir ağaca benzer dostlarınız daima sizinle olsun kendileri olmazsa bile yürekleri sizinle atsın
Apr. 5
|